Hukuki uyuşmazlıklarda internet üzerinde yer alan genel geçer kulaktan dolma bilgiler, telafisi imkansız hak kayıplarına ve süre aşımı nedeniyle davaların reddedilmesine yol açabilir. Aşağıda en sık karşılaştığımız hukuki süreçlerin teknik altyapısını inceleyebilir, dosyanıza özel rasyonel çözüm için doğrudan Avukat Metehan Bitmez ile ön görüşme sağlayabilirsiniz.
Avukatlık ücretleri; Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl resmi gazetede yayımlanan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi" (AAÜT) alt sınır olmak kaydıyla, uyuşmazlığın hukuki niteliğine, dosyanın iş yüküne, harcanacak mesaiye ve davanın görüleceği mahkemenin bulunduğu şehre göre rasyonel matematikle belirlenir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince, asgari ücret tarifesinin altında bir bedelle dava üstlenilmesi yasal olarak yasaktır. Bu nedenle evrakları ve dosyayı incelemeden net bir fiyat vermek meslek etiğine ve hukuka aykırıdır.
Avukat vekaletnamesi, Türkiye sınırları içerisindeki tüm Noterlerden, yurt dışında ise Türk Konsolosluklarından şahsen başvurularak çıkartılır. İşlem esnasında T.C. Kimlik Kartınızın veya pasaportunuzun yanınızda olması zorunludur.
Noter görevlisine sadece "Avukat Metehan Bitmez'in bilgilerini vererek dava vekaletnamesi çıkarmak istiyorum" demeniz ve büromuzun vergi/adres bilgilerini iletmeniz yeterlidir. Ancak Boşanma, Tanıma-Tenfiz ve Gayrimenkul Alım-Satım davalarında vekaletnamenin "fotoğraflı ve özel yetkili" olması kanuni zorunluluktur.
Evet, kesinlikle yürütebiliriz. Adalet Bakanlığı'nın Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ve e-Duruşma altyapısı sayesinde; Erzurum merkezli Bitmez Hukuk ve Danışmanlık büromuz, Türkiye'nin 81 ilindeki tüm adliyelerde ve uluslararası mercilerde dava açma, duruşmalara katılma ve dosya takip yetkisine sahiptir.
Yurt dışında yaşayan müvekkillerimiz konsolosluklar aracılığıyla vekaletname ileterek, Türkiye'ye hiç gelmek zorunda kalmadan miras, gayrimenkul, tanıma-tenfiz ve boşanma süreçlerini kesintisiz yürütebilmektedir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi ve Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları gereğince; avukatların hukuki bilgi, tecrübe ve mesailerini harcayarak sundukları hukuki danışmanlık hizmetinin ücretsiz olması kanunen yasaktır.
Ancak büromuza başvurduğunuzda; uyuşmazlığın genel çerçevesinin anlaşılması, davanın türünün belirlenmesi ve avukatlık sürecinin nasıl işleyeceğine dair yapılan ön bilgilendirme görüşmeleri usulüne uygun şekilde koordine edilir. Somut dosya incelemesi ve strateji çizimi resmi danışmanlık kapsamında değerlendirilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu gereği evlilik en az 1 yıl sürmüşse ve taraflar nafaka, velayet, tazminat ile mal paylaşımı hususlarının tamamında mutabık kalmışsa anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Usulüne uygun hazırlanmış bir protokol ve uzman avukat takibiyle dava genelde tek celsede (ortalama 1 ila 3 ay içinde) sonuçlanır.
Ancak internetten indirilen taslak protokollerle açılan davalar, hakimin şerh koyması veya usul hataları nedeniyle yıllarca süren çekişmeli davalara dönüşmektedir. Bu riskten kaçınmak için protokolün mutlaka hukuki matematikle tanzim edilmesi şarttır.
Çekişmeli boşanma davalarında maddi/manevi tazminat ve nafaka (tedbir, iştirak, yoksulluk) miktarları otomatik bir yüzdelik oranla hesaplanmaz. Mahkeme; tarafların kusur oranlarını (aldatma, şiddet, hakaret vb.), resmi ve gayriresmi gelirlerini, sosyal ve ekonomik durum araştırma (SEDA) raporlarını ve müşterek çocukların yaş/eğitim giderlerini baz alır.
Kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf, evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle uğradığı kayıplar için yüksek tazminata hak kazanabilir. Bu durumun ispatı, delillerin (HTS, banka, tanık, otel kayıtları) mahkemeye doğru zamanda sunulmasına bağlıdır.
Boşanma davası açılacağı anlaşıldığı an, kötü niyetli eşlerin banka hesaplarını boşaltması, araç ve gayrimenkulleri üçüncü kişilere devretmesi en sık karşılaşılan durumdur. Bu riski engellemenin tek yolu, dava açıldığı an mahkemeden "İhtiyati Tedbir" veya "Aile Konutu Şerhi" talep etmektir.
Mal kaçırma eylemi gerçekleşmiş olsa dahi, 01.01.2002 sonrası edinilen mallarda "Mal Rejimi Tasfiyesi ve Katılma Alacağı" davası açılarak, geriye dönük finansal inceleme (muvazaa tespiti) ile hak edilen yarı oranındaki pay yasal faiziyle tahsil edilir.
Hakkınızda bir şikayet veya soruşturma başlatıldığında yapılan ilk hata, "Ben masumum, gidip anlatayım, bir şey olmaz" düşüncesiyle avukatsız ifade vermektir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereği müdafi (avukat) hakkınızı kullanmak yasal ve en temel hakkınızdır.
Karakol veya savcılıkta tutanaklara geçen hatalı, heyecanla söylenmiş veya yanlış yorumlanmaya müsait tek bir kelime, ileride Ağır Ceza Mahkemesi'nde aleyhinize kesin delil olarak kullanılabilir. İfadeye kesinlikle uzman bir ceza avukatı eşliğinde gidilmelidir.
Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına veya adli kontrol (yurtdışı yasağı, karakola imza atma vb.) tedbirlerine karşı, kararın tebliğ edildiği veya öğrenildiği tarihten itibaren en geç 7 gün içinde itiraz edilmelidir.
7 günlük bu süre hak düşürücü süredir; bir gün dahi kaçırılırsa itiraz hakkı yanar. İtiraz dilekçesinde sadece "masumum" demek yetmez; kaçma şüphesinin bulunmadığı, delillerin karartılma imkanının kalmadığı ve tutuklamanın orantısız bir tedbir olduğu hukuki ve teknik gerekçelerle ispatlanmalıdır.
Evrensel hukuk kuralı olan "Masumiyet Karinesi" ve "Şüphetten Sanık Yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi gereği; bir suçu işlediğiniz şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle ispatlanamadığı müddetçe mahkumiyet kararı verilemez.
Ancak sadece mahkemenin gerçeği bulmasını beklemek risklidir. Haksız suçlamalarda avukatın görevi; lehe olan HTS baz istasyonu kayıtlarını, güvenlik kameralarını, dijital logları ve tanık beyanlarını toplayarak iddia makamının (savcılığın) tezini rasyonel olarak çürütmektir.
Vefat eden kişinin (murisin), mirasçılardan birini veya üçüncü bir şahsı kayırmak amacıyla gayrimenkullerini tapuda "satış" veya "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" gibi göstererek bedelsiz devretmesi kanunen "Muris Muvazaası" (Mirastan Mal Kaçırma) olarak adlandırılır.
Bu durumda saklı pay sahibi olsun ya da olmasın tüm mirasçılar süre sınırı olmaksızın "Tapu İptal ve Tescil Davası" açabilir. Devir tarihindeki banka hareketleri, alıcının ekonomik gücü ve tanık anlatımlarıyla satışın sahte olduğu ispatlanarak gayrimenkul terekeye geri kazandırılır.
Vefat eden kişinin malvarlığı kadar borçları da (banka kredileri, vergi borçları, piyasa borçları) mirasçılara geçer. Terekenin borca batık olduğu durumlarda mirasçıların, murisin vefatını öğrendikleri tarihten itibaren kesinlikle 3 AY İÇİNDE Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak "Mirası Reddetme" (Reddi Miras) davası açmaları şarttır.
3 aylık süre kesin ve hak düşürücüdür. Bu süre geçirildikten veya murisin malları üzerinde tasarruf edildikten sonra mirası reddetmek imkansızlaşır ve mirasçılar tüm borçlardan şahsi malvarlıklarıyla sorumlu hale gelir.
İlamsız (mahkeme kararına dayanmayan) bir icra takibi ödeme emri elinize ulaştığı tarihten itibaren borca, faize veya yetkiye itiraz etmek için sadece 7 GÜN SÜRENİZ vardır. İtiraz doğrudan icra müdürlüğüne dilekçe ile yapılır ve takibi anında durdurur.
Ancak gerçekten borçlu olmanıza rağmen zaman kazanmak için haksız yere itiraz ederseniz; karşı tarafın açacağı "İtirazın İptali" davasında borcu ödemeye mahkum edilmenin yanı sıra en az %20 oranında "İcra İnkar Tazminatı" ödemek zorunda kalırsınız. Bu yüzden itiraz stratejisi mutlaka avukatla kurulmalıdır.
İş dünyasında yapılan en büyük rasyonel hata, avukata sadece davalık olunduğunda veya haciz geldiğinde başvurmaktır. Oysa ticari sözleşmelerdeki tek bir hatalı madde, çalışanlarla yapılan eksik bir iş sözleşmesi veya KVKK ihlali, şirkete milyonlarca liralık zararlar ve idari cezalar getirebilir.
"Önayıcı Hukuk Danışmanlığı"; uyuşmazlıklar henüz doğmadan riskleri matematikle tespit edip ortadan kaldıran, şirket ana sözleşmelerini ve ticari faaliyetleri yasal zırha büründüren en stratejik kurumsal sigortadır.
Devlet, belediyeler, bakanlıklar veya vergi daireleri tarafından tesis edilen idari işlemlere (imar cezaları, yıkım kararları, memur disiplin cezaları, vergi ziyaı ihbarnameleri) karşı idari yargıda dava açma süreleri son derece katıdır.
Genel kural olarak İdare Mahkemelerinde dava açma süresi işlemin tebliğinden itibaren 60 GÜN, Vergi Mahkemelerinde ise 30 GÜNDÜR. Bu süreler kamu düzenine ilişkindir; 1 gün bile kaçırılırsa dava usulden reddedilir ve haksız ceza kesinleşerek icra takibine girer.
Yukarıdaki açıklamalar mevzuatın genel çerçevesidir. Sizin dosyanızdaki süreleri, hak kayıp risklerini ve rasyonel savunma matematiğini belirlemek için Avukat Metehan Bitmez ile hemen iletişime geçin. Adaleti savunurken zaman kaybetmeyin.